Archive for the ‘Önemli Kişiler’ Category

Cemal Mansur

December 14, 2006

31 Temmuz 2001 Salı günü siyonist vahşilerin saldırılarına maruz kalarak şehit olanlar arasında yer alan Cemal Abdurrahman Muhammed Mansur, HAMAS’ın Nablus’taki resmi sözcülüğü görevini yürütüyordu. Saldırıya maruz kalan büronun da sorumlusuydu.

Direnişçi ve tavizsiz kişiliği ile ün salan Cemal Mansur, 25 Şubat 1960 tarihinde Nablus’un kuzeyindeki Balata mülteci kampında dünyaya gelmişti.

Muhasebe ve iş idaresi alanında yüksek öğrenim yapmıştı.

(more…)

Bilal Zuheyr Annab

December 14, 2006

Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)’ın öncülüğünde intifada hareketi başlatılınca Bilâl Zuheyr bu harekete ilk katılanlar arasında yer aldı. Bilâl’in siyonist rejime karşı mücadelede biraz tecrübesi de vardı. İntifadada sürekli ön saflarda yer alarak çevresindeki arkadaşlarına ışık tutuyor, onların önünde bir örnek oluyordu. Siyonist işgalcilerden korkmak diye bir şey bilmiyor ve bu korkusuzluğunu her hareketinde ispat ediyordu. Nablus’un gençleri onun mücadelesinden ve direnişinden cesaret alıyorlardı. Onun cesaretlendirdiği gençlerin ellerinde Nablus’un taşları birer bomba olup siyonist işgalcilerin başlarında patlıyordu. Bilâl’in bölgesinde herhangi bir eylem gerçekleştirilip de onun iştirak etmediği haller çok nadirdi. Arkadaşlarına bir eyleme çıkıp da kendisini çağırmadıkları takdirde Allah’ın huzurunda kendilerinden hesap soracağını ısrarla söylüyordu. İntifadanın başlamasından sonra oturduğu mahalle ilk şehidini verince Bilâl bütün mahalle halkını ayağa kaldırarak şehitlerine karşı son görevlerini yerine getirmelerini istemişti. O ilk şehidin cenazesinin teşyiinde üzerine “lâ ilâhe illa’llah” yazılı Filistin bayrağını ilk kaldıran da Bilâl olmuştu.

(more…)

Abdussamed Hasan Selmân Harizat

December 14, 2006

Filistin’in bağımsızlık mücadelesinde şehid edilenlerin hepsi İsrail askerlerinin veya polislerinin yahut onların koruması altındaki sivil görünümlü yahudi yerleşimcilerin attığı kurşunlarla öldürülenler değil. Bunların yanı sıra Shin-Bet diye bilinen ölüm mangalarının işkenceleri altında can verenler de hayli yekûn teşkil ediyorlar. .İsrail’deki insan hakları örgütlerinden Betselim’in verdiği bilgilere göre intifadanın başladığı Aralık 1987’den Şubat 1995’in sonuna kadar işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail askerleri tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısı 2405’i buldu. Bunların 35’ini de işkenceyle öldürülenler oluşturuyor. Bu rakamların ne kadar gerçeği yansıttığını bilmiyoruz. Ama her haliyle İsrail’deki vahşeti gözler önüne seriyor.. Benim konuşmacı olarak katıldığım bir açık oturumda, İsrail’e muhabbetiyle tanınan bir Türk (yani Türkiyeli) yazar İsrail’i “Ortadoğu’nun tek demokratik ülkesi” olarak tanıtmıştı. Demek ki bu demokrasi ne menem şeyse her tarafa çekilebiliyor. Öyle ki insanlık açısından utanç verici vahşet manzaraları sergileyenler bile bulundukları bölgenin en hatta tek demokratları olabiliyorlar!

(more…)

Abdullah El Kavasime

December 13, 2006


HAMAS’ın askeri kanadının el-Halil komutanı olan, işgal güçlerinin cinayetlerine verilen hızlı cevaplardaki rolünden dolayı “hızlı cevap komutanı” unvanıyla anılan Abdullah Abdülkair el-Kavasime 1960’ta Batı Yaka’nın el-Halil şehrinde dünyaya geldi. Liseyi bitirdikten sonra 1982’de el-Halil Üniversitesi’nin İslami İlimler bölümüne girdi. Ancak ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı üniversite eğitimini tamamlayamadı. Aslen Nabluslu olan ve el-Halil Üniversitesi’nden mezun, halen de el-Halil’de İslami Hayır Kurumu’na bağlı bir şer’i okulun müdireliğini yapan Fethiye el-Kavasime ile evliydi. Altı oğulları ve bir kızları var.

Abdullah el-Kavasime 1992’de işgalciler tarafından Güney Lübnan’ın Mercu’z-Zuhur bölgesine sürgün edilen 417 kişi arasında yer aldı. Bu sürgün sebebiyle bir yıl süreyle Mercu’z-Zuhur’da kaldı.

(more…)

Abdulaziz Rantisi

December 13, 2006

 

Şeyh Ahmed Yasin’in şehit edilmesinden sonra Filistin İslâmi Direniş Hareketi (HAMAS)’nin Gazze bölgesi genel sorumlusu olarak seçilen ve son dönemde ismi bayağı öne çıkan Prof. Abdülaziz Rantisi de direnişin, mücadelenin içinde yoğrulmuş biridir. Hicretten sürgüne, zindandan füze saldırısına kadar, siyonist vahşetin yansıması olan bütün zulümlere muhatap olmasına rağmen verdiği mücadeleden bir adım geri atmamıştır.

Abdülaziz Ali er-Rantisi 23 Ekim 1947’de bugün İsrail olarak gösterilen, ama gerçekte bütün halindeki Filistin’in gasp edilmiş bir parçası olan bölgedeki Yafa ile Uşdud arasında kalan Yebna köyünde dünyaya geldi. Ailesi köyün en zenginlerindendi ve geniş araziye sahipti. Ama o daha altı aylıkken ailesi işgalci siyonistlerin köylerini gasp etmeleri sebebiyle hicrete zorlandı ve böylece daha bebeklik çağında hicreti yaşadı. Ailesi hicretten sonra Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kasabasına kurulan bir mülteci kampına yerleşti. Artık BM mültecilere Yardım Yüksek Komiserliği (UNRWA)’nin yardımlarına el uzatan oldukça yoksul bir aile haline gelmişti.

(more…)

Dr. Fethi Şikaki

November 26, 2006

Filistin İslâmi Cihad Hareketi’nin lideri Dr. Fethi Şikaki, Libya’daki Filistinlilerin sınır dışı edilmesi işleminin durdurulması için Kaddafi’yle görüşmede bulunmak üzere gittiği Libya’dan dönerken uğradığı Malta adasında, 26 Ekim 1995 tarihinde, İsrail rejiminin cinayet şebekesi MOSSAD’ın paralı katilleri tarafından şehid edildi.

Dr. Fethi Şikaki 1951’de Gazze’nin Rafah mülteci kampında, Remle’den buraya iltica etmiş olan bir Filistinli ailede dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimi doğum yeri olan Rafah’ta tamamladıktan sonra Beir Zeit Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Kudüs’te dört yıl öğretmen olarak çalıştıktan sonra Mısır’ın Zekâzik Üniversitesi’nde tıp öğrenimi gördü. 1980’de buradan mezun olarak Kudüs’e döndü ve doktor olarak çalışmaya başladı. 1983’te işgal yönetimi tarafından tutuklandı ve bir yıl hapiste kaldı. 1986’da bazı arkadaşlarıyla birlikte İslami Cihad Hareketi’nin kaynağını oluşturan Filistin’in Kurtuluşu İçin İslâmi Cephe’yi kurdu. Daha önce İslâmi anlayışları dolayısıyla el-Fetih’ten ayrılan bazı gruplar da bu cepheye katıldılar.

(more…)

Kim Kimdir/ Mahmud Derviş

October 9, 2006

 

Filistinli şair. 1941 yılında Celile ilinin bir köyünde doğdu. 1948’de köy yerle bir edilince, ailesiyle kaçıp Lübnan dağlarını geçmek zorunda kaldı. Sonradan yazdığı şiirlerde hep bu yağma, göç, İsrail baskısının izleri görülür. Daha çocukken şiir yazmaya başladı ve şiirlerini okul arkadaşlarına ve öğretmenlerine okuyarak ilk ününü sağladı. Şiirlerini yayımladığı sıralarda el ardh (toprak) cephesinin çalışmalarına katıldı. Filistin direniş şiiri, bu cephenin bülten ve dergilerinde filiz verdi. İşgal idaresi altında Hayfa’da yayımlanan al ittihad gazetesinin ve al cadid dergisinin müdürlüğünü yaptı. Yazılarından ve şiirlerinden ötürü çok kez hapse girdi. Bir ara, akşam beşten sabah beşe kadar evinden çıkması yasaklandı. Şiirlerinin büyük ksmını hapiste yazdı. Filistin kavga şairlerinin en büyüğü olarak nitelenir.

Filistin’in acılarını yazdı; İsrailli faşist işgalcilere karşı direnişi yazdı; 1982’deki Sabra-Şatila soykırımının ardından yazdığı ve 1983 Lenin Edebiyat Ödülü’nü aldığı Gölgeyi Yüksekten Övmek-Beyrut Kasidesi’nden küçük bir öbek:

Ey kızım seviyorduk seni

Şimdi yüksek suskunluğu bekliyoruz

Huş ağacından süpürgeler taşıyoruz

Üstümüzde öfkeyse dağıtırız…  dağıtırız

Ah ondan…  ne diye avuçlamadık göbeğini ufkun

Her uzanışında ellerini

Bizi boğmaya yeltendiğinde

 

Beyrut yok

Sırtımız önümüz denizin sırları yok

 

Kanımızı yitirene kadar evet

Anıların sözcüklerini yitirene kadar

 

Ancak söylerim şimdi yok

O son bombardımanda yok

O yer çukurda başka bir şey kalmadı yok

O ruh içinde kalmadı yok

Beyrut yok

(Çev: Metin Fındıkçı, Şiir Atlası-2, haz: Cevat Çapan, 2. basım, Kavram Yay. 2000.)

Halid Meşal’in Kaleminden Şeyh Ahmed Yasin Ve Rantisi

September 12, 2006

30 Temmuz 2006
İki Büyük Şehidin Aziz Hatırasına

Adımın, ümmetin şehidi büyük komutan merhum Şeyh Ahmet yasin ile 1997 deki bana düzenlenen başarısız suikast girişiminde beraber anılması benim için ne büyük gurur ve şereftir. Netenyahu ve Yatum suikast istemişti ancak Allah (cc) bunu büyük bir başarısızlık, hızlı bir serbest bırakılma’ ya inkilap ettirdi ki düşmanın zararı katlansın ve davamızın kazanımları çoğalsın.

Ammandaki El- Huseyniye şehri bu iki adamın buluşma noktasıydı. Birincisi hapis cezası almış ikincisi idama mahkumdu. Ancak Allah bir mucize takdir etti. Bu ikisinin de kahraman ve izzet içinde hayata devam etmelerini, mossadın adamlarını rezil etti, efsanevi (!) itibarlarını paramparça etti.

(more…)

Kudüs Yolunda Bir Lale; Şeyh Ahmed Yasin(R.A)

September 12, 2006

16 Nisan 2006
“Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim! Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim! Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler! Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken! Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış!

(more…)

Bir Direniş Önderi Olarak Ahmed Yasin

September 12, 2006

24 Mart 2006
Şeyh Ahmed Yasin, bütün dünyada Filistin İslâmi Direniş Hareketi (HAMAS)’ın kurucusu ve manevi lideri olarak bilinir. Fakat o sadece belli bir oluşumun, örgütün değil Filistin’de bir neslin yeniden dirilişine, uyanışına ve kimliğine sahip çıkmasına vesile olan kutsal bir direnişin önderidir. Dolayısıyla o Filistin’in, Filistin davasının, siyonist işgale karşı verilen kutsal bir mücadelenin önderidir. İşgale karşı 1987’de başlatılan birinci intifadaya o öncülük etmiştir. 2000 yılında başlatılan Aksa İntifadası’nın da en önemli manevi önderi ve motoru olmuştur. Bundan dolayı Filistin’de o “iki intifadanın şeyhi (yani lideri, önderi)” olarak bilinmektedir. O, HAMAS’ı, Filistin’de belli bir kesimi diğer kesimlerden ayrıştırmak amacıyla değil, sahip olduğu İslâmi bilincin işgale karşı verilen mücadeleye öncülük etmesi, yani toplu bir direnişin başlatılması için kurmuştur. HAMAS’ın çok kısa süre içinde oldukça geniş bir kitlesel destek elde etmesinin en önemli sebebi de işte bu anlayıştır. Bu anlayışından dolayıdır ki o HAMAS’ı, Filistinlileri birbirine kırdırma amacına yönelik fitne çabalarından uzak tutmayı, böylece işgale karşı verilen mücadelede safların birliğini korumayı başarabilmiştir. Bu özelliğinden dolayı o sadece bir örgütün, oluşumun değil siyonist işgale karşı verilen kutsal mücadelenin manevi lideriydi. Sol gruplar ve hıristiyanlar da dâhil olmak üzere, siyonist işgalcilerin gasp ettiği hakların geri alınması, Filistin’in yeniden özgürlüğüne kavuşması gerektiğine inanan tüm Filistinliler tarafından karizmatik bir lider, bir dava önderi olarak biliniyordu. Şehadetinden sonra hıristiyanların bile onun için dua etmeleri, canileri protesto amacıyla gösteri düzenlemeleri zaten bunu apaçık bir şekilde ortaya koymuştur.

(more…)